Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın geçen Çarşamba günü yayınladığı açıklama, bakışlarını Doğu Asya’ya çevirdi. Bakanlık, Batı Bengal eyaletinde Aralık 2025’ten bu yana iki doğrulanmış Nipah virüsü vakasının tespit edildiğini duyurdu. Yetkililer, enfekte kişiler hakkında detaylı bilgi vermekten kaçınsa da, doğrulanan vakalarla temaslı 196 kişiye yapılan testlerin negatif çıktığını duyurdu. Hindistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri, virüsün tespit edildiği bölgede durumun sürekli takip edildiğini ve gerekli tüm önlemlerin alındığını söyledi.

Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, Aralık ayı sonlarında Batı Bengal’de enfekte olan iki kişinin sağlık çalışanları olduğu ve hastalanan kişilerin hastanede tedavi altına alındığı belirtildi. Peki Nipah virüsü hakkında neler biliniyor ve endişe kaynağı mı?

HAYVANLAR TARAFINDAN BULAŞIR
Nipah virüsü (NiV), hayvanlarda ortaya çıkan ancak insanları da etkileyebilen bir virüs olarak biliniyor. Meyve yarasası ve uçan tilki olarak da bilinen yarasa türleri tarafından bulaşabilen virüs, bu hayvanların enfekte olduğu gıda ürünleri aracılığıyla da bulaşabiliyor. Uzmanlara göre Nipah virüsü ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Genellikle insan vücudunda 5 ila 14 gün kadar kuluçka süresi kalan virüsün semptomlarının 3 ila 4 gün içerisinde ortaya çıktığı söyleniyor. Uzmanlara göre virüsün semptomları arasında ani nöbetler veya zihinsel karışıklıklar yer alabiliyor ve ciddi vakalarda 24-48 saat içinde komaya girilebiliyor.
Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu ile Nagasaki Üniversitesi’nde epidemiyoloji ve bulaşıcı hastalık dinamikleri alanında doçent olan Kaja Abbas, bu virüsün insanlarda ateş ve baş ağrısından, ciddi vakalarda beyin iltihabına kadar değişen ciddi solunum ve nörolojik hastalıklara neden olduğunu söyledi. Abbas, “Nipah virüsü ile enfekte kişiler arasında ölüm oranı yüksek, %40 ila %75 arasında değişiyor. Bununla birlikte, virüsün temel üreme sayısı, yani birincil vakadan kaynaklanan beklenen ikincil enfeksiyon sayısı genellikle birden azdır.” diyen Abbas, virüsün insandan insana bulaşma yoluyla sınırlı yayılım gösterdiğini ve virüsün yaygın bir pandemiye dönüşmesinin olası olmadığını ekledi.

DAHA ÖNCE BİRÇOK ÜLKEDE GÖRÜLDÜ
Tespit edilebilen ilk Nipah salgını, 1998 yılında Malezya ve Singapur’daki domuz çiftçileri ve kasapların virüsü enfekte domuzlardan kapmasıyla meydana geldi. Salgın nedeniyle en az 250 kişi enfekte oldu ve 100’den fazla kişi hayatını kaybetti. NiV virüsü 2014 yılında Filipinler’de tespit edildi. Filipinler’deki vakaların kökeni, hastalıklı atların kesilmesi ve enfekte at etinin tüketilmesiyle ilişkilendirildi. Resmi verilere göre 2001 yılından bu yana Güney Asya’da, özellikle Bangladeş ve Hindistan’da aralıklı ama tekrarlayan salgınlar yaşanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre Hindistan’da ilk vakalar 2007 yılında Batı Bengal’de tespit edilmişti. Ancak geriye dönük incelemelerde 2001 yılında Siliguri şehrinde bir başka salgının daha meydana geldiği tespit edildi. 2001 yılındaki salgının bir sağlık merkezinde meydana geldiği ve vakaların %75’inin hastane personeli ve ziyaretçileri arasında görüldüğü belirlendi. Hindistan’ın Kerala eyaletinde 2018’den bu yana çok sayıda ölüm bildirildi ve bölge artık virüs açısından dünyadaki en yüksek riskli bölge olarak kabul ediliyor.
Hindistan eyaletlerinde tespit edilen diğer salgınların nedenleri belirsizliğini koruyor. Bazı uzmanlar, salgınların yarasa tükürüğü veya idrarıyla kirlenmiş meyvelerin insanların tüketimiyle tetiklenmiş olabileceğini öne sürerken, Hindistan Tıbbi Araştırma Konseyi, virüsün öncelikle fiziksel temas yoluyla yayıldığını ancak hava yoluyla da bulaşabileceğini söyledi. Abbas’a göre, Batı Bengal’de onlarca yıl salgın olmadan ortaya çıkan son salgının nedenine dair net bir kanıt yok. Abbas, teyit edilen her iki vakanın da aynı hastanede çalışan sağlık çalışanları olmasının, enfekte ancak teşhis konmamış bir hastadan hastanedeki sağlık çalışanlarına bulaşma potansiyeline işaret ettiğini söyledi.

TEDAVİ ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Nipah virüsünün şu anda bir tedavisi veya aşısı bulunmuyor. Oxford Üniversitesi’nin Nipah virüsü aşısını denemek için Bangladeş’te klinik araştırmalar yürüttüğü ve denemelerin ikinci aşamasını Aralık 2025’te başlattığı biliniyor. Onaylanmış bir tedavi veya aşının bulunmaması durumunda doktorlar hasta kişileri çeşitli antiviral ilaçlarla tedavi ediyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre bu tür ilaçlar, 1999 yılında Malezya’da yaşanan Nipah salgını sırasında az sayıda hastayı tedavi etmek için kullanıldı. Ancak bu ilaçların tedavideki etkinliği belirsizliğini koruyor.
Hindistan’da tespit edilen vakaların Doğu Asya bölgesindeki tatil dönemlerine denk gelmesi, bölgedeki diğer ülkeleri de alarma geçirdi. Bu tedbirlerin bir parçası olarak Tayland, Endonezya, Nepal ve Malezya, uluslararası havaalanlarında güvenlik kontrollerini güçlendirdi. Tayland Sağlık Bakanlığı, Nipah salgınından etkilenen ülkelerden gelen uçaklar için özel park alanları tahsis edildiğini ve yolculardan pasaport kontrolü öncesinde sağlık beyan formlarını doldurmalarının isteneceğini duyurdu. Kaja Abbas’a göre Nipah virüsü, 2020’den itibaren dünya çapında yıl boyu karantinaya yol açan COVİD-19 virüsünden farklı ve ağır vakalar bile yoğun ve destekleyici bakımla tedavi edilebiliyor. Hastalığa karşı alınabilecek başlıca önlemler; iyi hijyen koşulları, yeterli havalandırma, kalabalık ortamlardan uzak durulması ve bağışıklığı destekleyecek sağlıklı bir yaşam tarzının sürdürülmesidir.
DSÖ daha önce virüsün yayılmasını kontrol etmek için yönergeler yayınlamıştı ve 2018 tarihli bir raporda “yarasaların hurma ağacı özüne ve diğer taze gıda ürünlerine erişiminin azaltılması” yönünde uyarıda bulunmuştu. Konuyla ilgili daha önce yayınlanan bir raporda DSÖ şöyle demişti: “Yarasaların ağaçlardan şeker elde edilen bölgelerden uzak tutulması ve koruyucu örtü kullanılması faydalı olabilir. Taze hasat edilen hurma suyu kaynatılıp meyveler iyice yıkanmalı ve kabukları soyulmadan tüketilmemelidir. Yarasaların ısırdığı meyveler atılmalıdır.” Hastalıklı hayvanlarla veya hayvan dokusuyla temas edecek kişilerin koruyucu kıyafet giymesi ve hasta insanlarla temastan kaçınması gerektiği konusunda uyardı.
KAYNAK: MİLLİYET/ Oğuzcan Atış
