Şirket, bu teknolojiyle sadece tümörleri izlemeyi değil, aynı zamanda elektrik stimülasyonu yardımıyla büyümelerini baskılamayı da amaçlıyor.
24 SAAT BOYUNCA BEYNİ TAKİP EDİYOR
Son yıllarda ortaya çıkan birçok beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) teknolojisi, felçli bireylerin bilgisayarları veya robotik cihazları düşünce gücüyle kontrol etmesine odaklandı. Coherence Neuro’nun geliştirdiği sistemin bambaşka bir amacı var. Beyne yerleştirilen cihaz, günde 24 saat çalışıyor ve tümör aktivitesini gösterebilecek elektrik sinyallerini izliyor. Bu nedenle amaç, hastalığın geri döndüğüne dair belirtileri çok daha erken tespit etmektir.
AMAÇ ÖNCE BAY’I UYARMAK
Beyin kanserinin en agresif türlerinden biri olan glioblastoma, tanı konulduktan sonra hastaları ortalama 15 ay yaşam beklentisiyle karşı karşıya bırakır. Günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri genel olarak cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşmaktadır. Daha sonra hastalar düzenli MR kontrolleriyle takip edilir. Ancak uzmanlara göre bu yöntem gerçek zamanlı izleme sağlamıyor. Yeni çip teknolojisi, hastaları sürekli izleyerek, MRI görüntülemesinden önce bile tümörün tekrarının erken belirtilerini tespit edebiliyor.
KANSERİN BÜYÜMESİNİ DURDURABİLİR
Araştırmanın en şaşırtıcı kısmı elektriksel uyarı sistemidir. Bilim insanları belirli elektriksel aktivitelerin kanser hücrelerinin davranışlarını etkileyebileceğine inanıyor. Bu yöntemin başarılı olması durumunda kanser tedavisinde yeni bir dönem başlayabilir. Hastalık kendini gösterdikten sonra müdahale etmek yerine tümörlerin büyümesinin en baştan baskılanması mümkündür.
HALA ÇOK İLK AŞAMADA

Şirket, klinik araştırmaya katılan üç hasta hakkında detaylı bilgi paylaşmadı. Ancak ilk aşamada yapılan çalışmaların asıl amacı teknolojinin güvenli olup olmadığını anlamaktır.
Araştırmacılar şu sorulara yanıt arıyor:
- Çip gerçekten tümör sinyallerini doğru bir şekilde tespit edebilir mi?
- Elektrik stimülasyonu tümör büyümesini etkileyebilir mi?
- Hastalar bu cihazla uzun süre yaşayabilir mi?
- Yıllar sürebilir
Uzmanlar teknolojinin henüz deneme aşamasında olduğunu belirtiyor. Olumlu sonuçlar alınsa bile geniş çaplı kullanım ve resmi onay süreçlerinin tamamlanmasının yıllar alabileceği belirtiliyor.
Ancak bu çalışma, beyin çiplerinin, kaybedilen işlevleri geri kazandıran cihazlardan ziyade doğrudan hastalıklarla mücadele eden aktif tıbbi araçlara dönüşebileceğinin ilk işaretlerinden biri olarak görülüyor. Şu anda sadece üç kişinin beyninde bulunan bu çip, gelecekte kanser tedavisinin bambaşka bir yöne evrilmesinin önünü açabilir.
