Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine ATK 3. Yüksek Kurulu, ölen 10 çocuğun ölüm nedenleri, uygulanan teşhis ve işlemlerin doğruluğu, tıbbi ihmal ve ölümlerde sanıkların olası kusuru hakkında rapor hazırladı.
“Roua Kadan”, “Ayaz Karaduman”, “Melek Süleymanoğlu”, “Michelle Nwando Opara”, “Halime Alkari”, “Kerem Muhammet Tokluoğlu”, “Havvanur Karakoç”, “Öykü Helvacı” ve “Serdarova” ile Kaya ailesinin henüz isimleri belirlenemeyen çocukları hakkında hazırlanan raporlar 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Bakırköy’e gönderildi.
YENİDOĞAN ÇETELERİNDE KAN DONDURUCU İTİRAFLAR
Raporlarda, Roua Kadan, Ayaz Karaduman, Melek Süleymanoğlu, Michelle Nwando Opara, Halime Alkari, Kerem Muhammet Tokluoğlu ile Kaya ailesinin henüz ismi açıklanmayan çocuklarının ihmali ile ölümleri arasında nedensellik bağı olduğu, zamanında teşhis ve tedavi sağlanmış olsaydı çocukların kurtarılıp kurtarılamayacağının kesin olmadığı kaydedildi.
Minik Havvanur Karakoç ile ilgili hazırlanan raporda, Dursun Eryılmaz ile imzalanan sözleşmeyle yenidoğan yoğun bakım ünitesinin sorumluluğunu üstlenen ancak bebeği görmeden, klinik durumunu bilmeden hemşirelere talimat vererek takip ve tedavi sürecini yöneten Dr. Sorumlu hemşire Çağla Durmuş’un, İlker Gönen’in çocuğu yakından takip etmemesi ve tutuklanma durumunu zamanında tespit edememesi nedeniyle yaptıklarının tıbbi kurallara uymadığı belirtildi.

ÇOCUKLARIN HAYATINI ZORLAYAN İHMAL
Raporda, söz konusu eylem ve/veya ihmaller ile çocuğun ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, çocuğun zamanında teşhis edilmesi, tedavi edilmesi ve beslenmesi halinde hayatta kalma ihtimalinin yüksek olduğu belirtildi.
Öykü Helvacı ile ilgili hazırlanan raporda, çocuğun birinci basamak bakımından sorumlu olan ve canlandırma sürecine katılmayan Dr. Dr. Dursun Eryılmaz, çocuğu görmeden ve sağlık durumunu bilmeden hemşirelere talimat verdi. Raporda, İlker Gönen ve hemşire Çağla Durmuş’un, canlandırma için doktor çağırmadıkları için yaklaşımlarının tıbbi açıdan uygun olmadığı, tıbbi kurallara uymayan eylem ve/veya ihmal ile çocuğun ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, zamanında doğru teşhis ve tedavi yapıldığı takdirde çocuğun yaşama şansının olduğu belirtildi.
Küçük Serdarova’ya ilişkin raporda, çocuğun ölümü ile tıbbi kurallara uygun yapılmayan tanı, takip, tedavi süreci ve canlandırma arasında illiyet bağı olduğu, tanı, takip ve tedavi sürecinin tıbbi kurallara uygun yapılması durumunda doğumdan sonra kalp anomalisi tespit edilen çocuğun yaşama şansının çok yüksek olduğu belirtildi.

YOĞUN BAKIMDA ENGELLİLER ÇALIŞIYOR
Ayrıca raporda, ses kayıtları, Sağlık Bakanlığı’nın iddianame ve inceleme raporu da dikkate alındığında, 112 sevk sistemini bypass ederek, çocukların takip ve tedavi süreçlerinin yetersiz şartlarda yürütüldüğü hastanelere sevkini organize eden, hastanelerin yenidoğan yoğun bakım hizmetlerinin işletilmesi için sevkini organize eden, yenidoğan bebeklerin doktorların bilgisi dışında hemşireler tarafından reçete yazılması, doktorların hastanelere her gün gelmemesi ve günlük ziyaretler yapması organize eden kişi veya kişilerin yer aldığı raporda, epikriz yazılıyor. hastane dışında doktor olmayan kişiler tarafından, yeni doğan bebekler adına çekilen röntgenler, diğer yenidoğanlara çekilen röntgenler. Tabloları çizelgelerle değiştirerek, kan gazlarını epikrizle uyumlu paternlere göre alarak, laboratuvar değerlerini manipüle ederek, yoğun bakımda çalışma yetkisi olmayan kişileri çalıştırarak, yoğun bakım koşulları 3. düzey yoğun bakım koşullarını karşılamasa bile yenidoğanları 3. düzey yoğun bakım hastası gibi göstererek uygunsuz koşullarda yürütülen takip ve tedavi sürecini düzenleyen uzman. Dr. Fırat Sarı’nın tıbbi açıdan da sorumlu olduğu belirtildi.
DAVANIN ARKA PLANI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir’in, sanık doktor Fırat Sarı’nın başını çektiği suç örgütünün elebaşı oldukları belirtildi.
İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen’e, 10 çocuğu öldürmek suçundan toplam 177 yıl 6 ay, “taksirle kasten adam öldürme”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlarından 10 kez, “resmi belgelerde sahtecilik” suçundan 11 kez olmak üzere toplam 177 yıl 6 ay ila 582 yıl 9 ay hapis cezası isteniyor.
Sanık Gıyasettin Mert Özdemir, “kasten adam öldürme”, “kişisel verileri kanuna aykırı olarak elde etme”, “kamu kurum ve kuruluşlarına karşı dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgelerde tahrifat” suçlarından 180 yıl 589 yıl 9 aydan 180 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılacak.
Davanın sanıklarından İlker Gönen, 1 Şubat’ta Antalya’da tutulduğu cezaevinde intihar etti.

10 Temmuz 2026
Bakan Çiftçi, Mynet’e özel açıklamalarda bulundu, Avrupa Parlamentosu’nun skandal kararına tepkiler geldi ve OpenAI, yeni yapay zeka modelleri ailesi GPT-5.6’yı tanıttı! İşte günün özeti…
