Uzmanlardan Altın Tavsiye! Yaz Tatilinde Çocuklar İçin En Büyük Kazanç Buymuş!

Kaynak:AA

Haberlerimizi Google’dan takip edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Yaz tatili başlarken aileler planlarını yaparken uzmanlar, çocukların bu zamanı sadece ekran karşısında veya tek tip bir tatil yaklaşımıyla geçirmemeleri gerektiğini vurguluyor. Doğayla iç içe olmak, yaşlılarla vakit geçirmek ve farklı sosyal deneyimler yaşamak çocukların çok yönlü gelişimini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre yaz ayları; Aile bağlarının güçlendirilmesi ve çocukların yeni kültürel ve sosyal deneyimler kazanması için değerli bir fırsat sunuyor. Bu nedenle tatil programlarında dinlenmenin yanı sıra çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerine katkı sağlayacak aktivitelerin de yer alması önerilmektedir.

Etik ve toplumsal değerler uzmanı Profesör Dr. Esra Akın, AA muhabirine, yaz tatili denince pek çok kişinin aklına “otel tatili”nin geldiğini söyledi.

Türkiye’nin hemen her şehrinde çeşitli müze ve kültür merkezlerinin bulunduğunu belirten Akın, çocukların yıl boyunca telefon ve televizyon ekranlarına hapsolduğunu, başka hayatlarla empati kurabilmeleri için sanatsal etkinliklerin ön plana çıkarılması gerektiğini söyledi.

Akın, ailece izlenen bir tiyatro gösterisinin ya da birlikte gidilen bir konserin çocuklara unutulmaz anlar yaşatabileceğini söyledi.

Anneanne, dede, amca, teyze gibi kavramların bir çocuğun hayatındaki temel direkler olduğunu vurgulayan Akın, yaz tatillerinin barışmak ve ihmal edilen bu kavramlarla yakınlaşmak için bir fırsat olabileceğini kaydetti.

“BU DEĞİŞİM BİREYLERİN DİNLENME SEÇENEKLERİNİ, TATİL BAKIŞLARINI VE BU BAĞLAMDAKİ KARARLARINI da ETKİLEDİ”

Yaz tatillerini manevi değerleri içselleştirmek için bir fırsat olarak değerlendirmeyi öneren Prof. Dr. Akın, “Özellikle gençlerimiz dedeleri ve anneanneleriyle daha fazla vakit geçirmeli. Onların hayat tecrübelerini dinleyip kendi hayatlarına ders olarak almalılar. Bu uygulama gençlerin hayatta daha emin ve bilinçli yürümesini sağlayacaktır.” dedi.

Yaz tatillerini her gün deniz kenarında ya da havuzda geçirmek gerekiyormuş gibi algılamanın haksızlık olduğunu kaydeden Akın, bireylerin şehir hayatına kapılmasıyla bir süre sonra köy kavramının da dışına itildiğini söyledi.

Akın, son yıllarda teknolojik gelişmelerin de etkisiyle ciddi değişimlerin yaşandığını, bu değişimin insanların dinlenme seçeneklerini, tatile bakış açılarını ve bu bağlamdaki kararlarını etkilediğini söyledi.

Ailelerin yaz dönemi planlarını daha çok dinlenme ve eğlence odaklı yaptıklarını belirten Akın, şöyle konuştu: “Ancak hem aileler hem de çocuklar için tatil sadece eğlence ve dinlenmenin olduğu alanlarda değil, bireysel gelişim, sosyalleşme, kültürleşme, aile bağlarının güçlendirilmesi, yeni alışkanlıklar ve hobiler edinilmesi, farklı kültürlere katılma veya ülkemizde farklı şehirleri ziyaret etme gibi birçok seçenek içinde değerlendirilmelidir.” dedi.

Esra Akın, çocukların tüketim odaklı yetiştirildiğini, tatillerin bu şekilde planlanmasının çocukların anlam ve değerler dünyasını olumsuz etkilediğini, zevk odaklı eğlence ve tüketim algısı oluştuğunda çocukların sorumluluktan, sosyalleşmeden ve kültürel etkinliklerden mahrum büyüdüklerini savundu.

Modernleşmeyle birlikte aile ve kültürel değerlerin erozyona uğrayıp zayıflamasının geldiğini belirten Akın, bunun ciddi kültürel kırılmalar yarattığını, bunun önüne geçmenin yollarından birinin de çekirdek aile, geniş aile ve komşular arasındaki ilişkileri güçlendirmek olduğunu söyledi.

Akın, kitap okumanın, resim yapmanın, tiyatroya gitmenin, sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmanın ve bu anlamda etkileşimde bulunmanın çocuklarda kişilik gelişimine ve farkındalık gelişimine katkı sağlayacağını söyledi.

Çocukların doğayla, toprakla, hayvanlarla iç içe olabileceği bir alana dokunabilmenin onlara hem bedensel hem de ruhsal açıdan olumlu değişim ve gelişmeler sağladığını kaydeden Akın, şöyle devam etti:

“Çevre bilincinin gelişimi, hayvan sevgisinin oluşumu, üretimin anlamı, üretim sırasındaki sabrın değeri gibi pek çok farklı konuda farkındalık oluşturulacak ve günümüzde teknolojinin yarattığı dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü, kaygı, gerçeklik algısındaki değişim gibi birçok olumsuz etki çocuklarımızda görülmeyecek. Doğayla iç içe olan yani hareket halinde olan çocuklarımızda fiziksel aktivitenin fizyolojik bağlamında da olumlu sonuçlar alınacak.”

Çocuk gelişimi uzmanı ve psikolog Filiz Yıldırım, yaz tatillerinin sadece dinlenme süreci olmadığını söyleyerek, sadece otel, deniz kenarı, havuz gibi aktivitelerde vakit geçiren çocukların öğrenme sürecinden koptuğunu vurguladı.

Yıldırım, 3 aylık tatil döneminde öğrenmeye ve gelişmeye uzun süre ara vermenin çocuklarda gerilemeye yol açtığına dikkat çekerek, “Eylül ayında okullar açıldığında çocuk yüzde 30 öğrenme kaybıyla okula başlıyor. Araştırmalar bunu kanıtlıyor. Dolayısıyla yaz tatilini sadece dinlenme dönemi olarak düşünmek çok yanlış. Çocuğun yüzde 30 gerilemesine neden oluyor. Her gün kitap okuyun, tamamladığı yılın konularını gözden geçirin, öğrenme sürecini çok değil her gün belli bir miktar devam ettirin, tatil kitaplarından bir şeyler izleyin, ders alın.” videolar, yazılar ve yazılar çocuğun zihnini harekete geçirir.” Öğrenme sürecinde beyninizin yolunda gitmesini sağlar. dedi.

ÇOCUĞUN SOSYAL BECERİLERİNİN GELİŞİMİ İÇİN ÖNEMLİ!

Tatil döneminin çocuk ve ailenin birlikte kaliteli vakit geçirmesi için büyük bir fırsat olduğunu anlatan Yıldırım, otelde veya havuzda sürekli ekran karşısında vakit geçiren çocuğun sosyal gelişim ve kültürlenme fırsatından mahrum kaldığını söyledi.

Çocuğun sosyal becerilerini geliştirebilmesi için öncelikle sosyal ortamlara girmesi ve insanlarla etkileşime girmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ekrandan uzaklaşmak çocuğun sosyal gelişiminin ön şartıdır. Çocuk ekran karşısında toplumdan ve aileden uzaklaşır ve yalnızlık içinde ekranın tutsağı haline gelir. Çocuğu ekrandan uzak tutmak için ekranın yerini alabilecek, fiziksel, zihinsel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılayabilecek ortamların sağlanması gerekir. Aileyle geçirilen vakit, oyunlar, masa oyunları, doğadaki insanlarla, aile ve arkadaşlarla tanışma, aile büyükleriyle bir araya gelme, teyze, amcalarla bol bol vakit geçirme ve kuzenler, tüm bunlar çocuğun sosyalleşmesi için harika fırsatlar.”

Yıldırım ayrıca çocuğun sadece tüketen bir kimlik olarak değil, çevresine, ailesine, yaşadığı şehre ve dünyaya katkı sağlayan bir kimlik olarak yetiştirilmesi gerektiğini kaydetti. “Yaz sıcağında sokakta su vermek ve hayvanları beslemek, yaşadıkları ortamdaki muhtaç canlıları fark edip onlara mümkün olduğunca yardım etmek, onların dikkatini ağaçlara, kuşlara, doğaya çekmek ve çocuğu yaşadığı dünyayla etkileşim içinde yetiştirmek çok önemli.” değerlendirmesini yaptı.

Yıldırım, nesiller arası iletişimin çocukların kimlik gelişiminde önemli rol oynadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“Çocuğun büyükannesi ve büyükbabası hayattaysa veya hayattaysa bu o çocuk için büyük bir fırsattır. Büyüklerini görmek, onlara sarılmak, onlarla sohbet etmek, hayattan süzülen güzel anıları dinlemek bir çocuk için çok önemli bir kaynaktır. Çocuk büyür ve köklerini besleyerek yetişkin olur. Kökleriyle temas halinde olmak çok kıymetli. Bu nedenle okul döneminde ziyaret edemediğimiz uzaktaki ailenin büyüklerini ziyaret etmek, onlarla vakit geçirmek, onların ellerinden yemek yemek çocuğun gelişimine büyük katkı sağlar. Çocuğun sinir sisteminin hayatta kalması.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir