İstanbul Anadolu Adliyesi önünde nöbet tutarak adalet talebini İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde nöbet tutarak duyurmaya çalışan Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in, Kur’an Hizmet Vakfı Müdürü Ayhan Şengüler tarafından darp edildiği iddia edilen cansız bedenlerinin bulunmasının ardından Türkiye İşçi Partisi (TİP) kadınları, Kadıköy’deki Süreyya Opera Tiyatrosu önünde protesto düzenledi.
“Cemaat ve cemaat karanlığında kaybettiğimiz her candan kendimizi sorumlu tutacağız” pankartının açıldığı eylemde konuşan TİP parti meclis üyesi Arzum Yalçın, şunları söyledi:
MAHKEME ÖNÜNDE BAĞIRDI: ‘BANA BİR ŞEY OLURSA, BUNA İNTİHAR DEMEYİN’ DEDİ
“Yıllardır adalet mücadelesi veren, Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticisi olduğu söylenen Ayhan Şengüler’in istismar mağduru Fatma Nur Çelik ve kızının ölüm haberiyle güne başladık. Bir anne, çocukluğunda yaşadığı ve kızının uğradığı istismarın hesabını sormak için yıllardır adalet mücadelesi veriyordu. Aylardır mahkeme önünde adli nöbet tutuyordu. O kadın mahkeme önünde şöyle bağırmıştı: “Ya bir şey olursa” Ama suçlu yıllardır tutuksuz. Bugün biz kadınlar ve çocuklar, Silivri’de bu ülkenin belediye başkanlarının, milletvekillerinin sebepsiz yere tutuklanıp cezaevine konulduğu, kendi kızına şiddet uyguladığı iddia edilen bir adamın ise yıllardır tutuksuz yargılandığı bir ülkede yaşamaya çalışıyoruz.
Fatma Nur adalet görevi yaparken onlarca hakim, onlarca savcı ve onlarca polis önünden geçti. Ancak hiçbiri dönüp Fatma Nur’un ricalarını dinlemedi, Fatma Nur’un “yaşamak istiyoruz” çığlıklarını duymadı. Kızının ve onun hayatta kalmak için adalet uğruna verdiği mücadeleyi görmedi. “Bu sabah da güne Fatma Nur ve kızının ölüm haberiyle başladık” dedi.
Yalçın’ın açıklamasının ardından basın açıklaması okundu. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“FATMA NUR’UN ‘İNTİHAR DİYEMEYİN’ ÇIĞLIĞI BİZİM MÜCADELEYE DAVETTİR”
“Tarikatları koruyan yargı, vakıfları koruyan siyaset ve mağdur anneyi suçlayan bürokrasi, Fatma Nur ve Hifa’nın yaşam hakkını koruyamadı. Kendisine sunulan her mikrofona şu sözleri söyledi: ‘Bana bir şey olursa intihar ettiğini söylemeyin.’ Bu kelime sıradan bir korkunun ifadesi değildir. Bu söz, adeta saat yedi barikatına dönüşen yargı sistemi karşısında çocuğunu korumaya çalışan bir annenin çığlığıdır. Öz kızına tacizde bulunan vakıf Yönetici, somut delillere ve annesinin feryatlarına rağmen tutuksuz yargılandı. Fail serbestçe dolaşırken, anne-kız tehdit, güvensizlik ve korku içinde yaşamaya mahkum edildi. Fatma Nur işsiz, yalnız ve baskı altında kaldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Fatma Nur ve kızını etkin bir şekilde korumak yerine onları birbirlerinden ayırmakla tehdit etti ve gerekli koruyucu ve önleyici tedbirleri uygulamadı. “Onun çığlığı bizim savaşma çağrımızdır. Suçlular ve onları koruyanlar yargılanıncaya, onları besleyen mezhepler ve siyasi zemin dağılıncaya, çocukların ve kadınların yaşam hakkı gerçek anlamda güvence altına alınana kadar durmayacağız.”
