Su yetersizliği buğdayda verimi yüzde 40’a kadar düşürebilir

İklim değişikliği buğday üretimini her zamankinden daha büyük risklere maruz bırakıyor. Küresel sıcaklıktaki her 1 santigrat derecelik artışta tahıl veriminin yaklaşık %6 oranında azalabileceği tahmin ediliyor. Bu, dünyanın en temel gıda kaynaklarından birinde ciddi kayıplara işaret ediyor.

Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Zeynep Zaimoğlu, “İklim değişikliğinin buğday tarımına etkileri: CROPWAT modelinin Adana ilinde analizi” araştırmasını yürüttüğünü söyledi.

Türkiye’de yetiştirilen buğdayın yüzde 50’den fazlasının yağışa bağlı kuru tarım yöntemiyle üretildiğine işaret eden Zaimoğlu, iklim değişikliği nedeniyle bu alanlarda verim ve kalite kayıplarının giderek belirginleştiğini söyledi.

Zaimoğlu, ağırlıklı olarak Akdeniz havzasında yetişen ve gıda ihtiyacını karşılayan bitkilerin iklim değişikliğinden olumsuz etkilendiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Dünyada insanlar 200’den fazla bitki tüketme olanağına sahip olmasına rağmen buğday, pirinç ve mısır, insan beslenmesinin %60’ını sağlıyor. Bu nedenle buğday, mısır ve pirinç konusunda bu kadar dikkatli davranıyoruz. İklim değişikliğinden ne kadar etkileneceklerini, verim ve su ihtiyaçlarının ne kadar değişeceğini ve bu ürünün insandaki yerinde bir değişiklik olup olmayacağını belirlemeye veya modellemeye çalışıyoruz. bu süreçte beslenme.” Çalışıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Tarımın iklim değişikliğine uyumu için iklim ve bitki modellerinin bir arada kullanılması gerektiğini vurgulayan Zaimoğlu, bu kapsamda Dünya Tarım Örgütü’nün iklim, toprak ve tarım uygulamalarına dayalı ürünlerin büyüme ve verimini simüle eden “mahsul” modeli üzerinde çalıştığını söyledi.

Optimum sıcaklık süreleri değişiklik gösterir

Zaimoğlu, en olumlu iklim senaryosunun artık geride kaldığını, ortalama sayılan senaryonun aşıldığını, en kötü senaryonun artık olası senaryo haline geldiğini anlattı.

Araştırmalarında 2098 yılının en kötü iklim senaryosunda buğdayın artan su ihtiyacını incelediklerini belirten Zaimoğlu, şöyle konuştu: “2098 yılında yetiştirdiğimiz tarım ürünlerini mevcut çeşit özellikleriyle ve yetiştirildikleri yerlerde yetiştirmemiz mümkün görünmüyor. Çünkü buğday bile tek başına yüzde 20 civarında daha fazla suya ihtiyaç duyuyor ama maalesef bu yüzde 20’lik su ihtiyacını karşılayacak yağış yok.” dedi.

Zaimoğlu, santralin su talebinin artmasının gelecekte buharlaşmayı artıracak termal şokların sonucu olacağını kaydetti.

Dolum sırasında buğday tanelerinin termal şokla karşılaşması sonucu verim kaybı yaşandığını vurgulayan Zaimoğlu, şöyle konuştu: “Eğer yüzde 20’lik su ihtiyacını karşılamazsanız bunun yüzde 30-40 civarında verim kaybına neden olacağı açıktır.” dedi.

İklim değişikliğinin ekim dönemlerini değiştirdiğini söyleyen Zaimoğlu, şöyle konuştu: “Tohumun toprağa karışabilmesi için toprakta optimum sıcaklığın oluşmasını bekliyoruz. Bu optimum sıcaklıklar, iklim değişikliğinin neden olduğu sıcaklık dalgalanmalarından dolayı yaklaşık üç hafta değişiklik gösteriyor. Bazı yıllarda daha erken, bazı yıllarda daha geç olabiliyor.” değerlendirmesini yaptı.

Su bazlı tarım ipucu

Tarımsal üretimde iklim değişikliğiyle mücadele için tedbirlerin ulusal ve uluslararası düzeyde yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Zaimoğlu, erken uyarı sistemleri ve dijital tarım uygulamaları gibi uyum sürecine katkı sağlayacak kritik tedbirlerin geliştirilmesini ve bu yaklaşımın yerel ölçekte somutlaştırılmasını önerdi.

Zaimoğlu, tarımın iklim değişikliğine uyum sağlaması için sulamada sızıntı ve kayıpların önlenmesi, topraktaki organik maddeyi artırarak toprağın su tutma kapasitesinin artırılması, tarım ürünlerinin daha kısa mesafelere taşınması, ekim deseninin bitki örtüsü ve iklime daha uyumlu bitki çeşitlerine doğru değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Tarımsal üretimde ürün bazlı planlamanın önemine dikkat çeken Zaimoğlu, üretim sırasında bölgedeki su miktarını dikkate alarak planlama yapılmasının sektör açısından faydalı olacağını söyledi.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü, Doç. Prof. araştırmaya katıldı. Dr. Burak Şen ve Çukurova Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Hatice Akmaz da katkıda bulundu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

holiganbet holiganbet jojobet jojobet giriş holiganbet pusulabet cratosroyalbet holiganbet holiganbet holiganbet giriş